Skip links

Çayyolu, Ankara’da konumlanan proje; eğimli ve doğrusal karaktere sahip bir arsa üzerinde, prestijli bir konut yerleşimi olarak kurgulanmıştır. Mimari yaklaşım, arazinin güçlü topoğrafik yapısı ve çevredeki peyzaj ile kurduğu ilişki üzerinden şekillenmektedir. Sürekli bir baza üzerinde konumlanan üç konut bloğundan oluşan proje, lüks konut segmentinde yer alırken, konvansiyonel konut modellerini de sorgulamaktadır. Temel tasarım amacı; mekânsal esneklik, uzun vadeli kullanım ve mimarlık–peyzaj–kullanıcı ilişkisini güçlendiren bir yaklaşım üzerinden, gündelik konut yaşamını yeniden tanımlamaktır. Arsanın doğrusal geometrisine yanıt olarak kütle, monolitik bir etki yaratmamak adına üç ayrı blok halinde parçalanmıştır. Bu parçalanma, kentsel siluette ritim ve hareket üretirken, skyline ile güçlü bir diyalog kurmaktadır. Kompozisyon, açıklık ve kütlesellik arasında dengeli bir ilişki kurarak bütüncül bir mimari kimlik oluşturmaktadır.

Eğimli arazi, tasarımın üretici bir parametresi olarak ele alınmıştır. Baza, topoğrafya ile üzerindeki konut kütleleri arasında aracı bir katman olarak çalışmakta; projeyi zemine bağlarken alt kotlarda yer alan dairelere de ev sahipliği yapmaktadır. Bu ilişki, cephe kurgusu ile güçlendirilmiş; balkon parapetleri alt kotlara doğru yoğunlaşan bir karakter kazanarak eğimle süreklilik vurgulanmıştır.

Bu bazanın üzerinde yükselen konut blokları, değişen yaşam senaryolarına yanıt verecek şekilde farklılaştırılmış tipolojiler sunmaktadır. A Blok, kat başına tek daire prensibiyle tasarlanmış olup, büyük ölçekli konutların sürdürülebilir kullanımını desteklemek amacıyla geliştirilen “ev içinde ev” konseptini temsil etmektedir. Bu yaklaşım, değişen aile yapıları doğrultusunda genç ya da yaşlı aile bireylerinin bağımsız yaşayabilmesini, ancak aynı hane içinde kalmasını mümkün kılmaktadır. Her daire bünyesinde tamamen bağımsız bir 1+1 birim yer almakta; böylece kullanıcılar hem birlikte hem de ayrı yaşayabilmektedir. Bu strateji, mahremiyeti ve uzun vadeli kullanımı desteklemektedir. Her konuta; ana giriş, servis girişi ve iç birime ait bağımsız giriş olmak üzere üç ayrı girişten erişilmektedir. Kat başına iki daire bulunan B ve C Bloklarda da aynı mekânsal organizasyon mantığı benimsenmiştir.

Tüm tipolojilerde iç mekân kurgusu, yaşam alanları ile özel mekânların net bir biçimde ayrıştırılmasına dayanmaktadır. Salon ve mutfak gibi ana yaşam alanları, gün ışığından maksimum düzeyde faydalanmak, manzarayı içeri almak ve doğal havalandırmayı güçlendirmek amacıyla peyzaja yönlendirilmiştir. Baza ise tamamen yeşil çatı olarak tasarlanmış; sokak kotunun üzerinde konumlanan ortak sosyal alanları barındıran kolektif bir peyzaj yüzeyi olarak ele alınmıştır. Her bloğun uç noktalarında yer alan loft daireler, projenin düşey siluetini zenginleştirerek katmanlı mekânsal kurguyu pekiştirmektedir. Sonuç olarak proje; standartlaşmış konut tipolojilerinin ötesine geçen, peyzaj, topoğrafya ve uzun vadeli sürdürülebilirlik ilkeleriyle şekillenen, esnek ve çağdaş bir konut modeli önermektedir.